Kompozit rezinlerin polimerizasyonu sırasında büzülme meydana gelir. Bu büzülme, rezinin kavite duvarlarına sıkıca yapışması durumunda, kısmen bağlandığı bölgelerde gerilme oluşturur. Oluşan gerilmeler kenar uyumsuzluğuna, mikrosızıntıya ve sekonder çürüğe yol açarak restorasyonun başarısını olumsuz etkileyebilir [1].
C‑faktör (konfigürasyon faktörü), bir kavitedeki bağlı yüzeyler ile serbest (ağız boşluğuna açık) yüzeyler arasındaki oranı gösteren, kavite geometrisi ile polimerizasyon büzülme gerilmesi arasındaki ilişkiyi değerlendirmek için kullanılan bir indekstir [3]. Yüksek C‑faktörlü restorasyonlar, serbest yüzeylerin azalmasıyla gerilme şiddetini artırır ve bağlanma yüzeyinde yüksek gerilime neden olarak başarısızlık riskini yükseltir [5].
C‑Faktörün Tanımı ve Hesaplanması
C‑faktör, “bağlı yüzeyler / serbest yüzeyler” oranı şeklinde tanımlanır [4]. Yani bir kavite içindeki yapışmış (bonded) yüzey alanının, kompozitin büzülme sırasında serbestçe hareket edebileceği (free) yüzey alanına oranıdır. Örneğin, Pereira ve ark. C‑faktörünü adhesion area (yapışma alanı) ile free area (serbest alan) oranı olarak ifade eder ve serbest alan arttıkça akış (flow) sayesinde büzülme gerilmelerinin bir miktar rahatladığını belirtir [4]. Dolayısıyla formülle ifade edilecek olursa:
C‑Faktör = Bağlı yüzey sayısı (veya alanı) / Serbest yüzey sayısı (veya alanı)
Kavite Sınıflarına Göre C‑Faktör Değerleri
Farklı kavite sınıflarında C‑faktör değerleri değişir. Literatürde, Sınıf I ve Sınıf V restorasyonların genellikle en yüksek C‑faktörlü olduğu (yaklaşık 5,0 civarı) bildirilmiştir [3]. Buna karşın, Sınıf II–III kavitelere ait C‑faktör değerleri orta düzeyde (yaklaşık 1,0–2,0) iken, Sınıf IV’te çok daha düşüktür (≤1,0) [3].
Örnek vermek gerekirse:
Sınıf I (arka diş oklüzal çürüğü): 5 bağlı yüzey, 1 serbest yüzey ⇒ C ≈ 5
Sınıf II (proksimal dolgular): Yaklaşık 4 bağlı, 2 serbest yüzey ⇒ C ≈ 2
Sınıf III (insizal kenar restorasyonu) ve Sınıf V (servikal dolgular): Genelde 1’e yakın veya daha yüksek (Sınıf V ≈ 5, Sınıf III ≈ 1–2)
Sınıf IV (köşe kırığı restorasyonu): 1 veya daha az (örneğin 1 bağlı / 4 serbest = 0,25)
Hesaplamalara ilişkin değerler [3] numaralı makaleden alınmıştır.
Bu rakamlar, kavitenin tasarımı ve bağlanma yüzeylerinin sayısına göre hesaplanan yaklaşık değerlerdir. Yüksek C‑faktörlü kaviteler (örneğin Sınıf I), çok sınırlı serbest yüzeye sahip olduğundan, büzülme gerilmelerini dengeleyecek akış imkânı düşüktür [2].
C‑Faktör ve Polimerizasyon Büzülmesi İlişkisi
C‑faktörün klinik önemi, kompozit rezinlerin polimerizasyonu sırasında oluşan büzülme gerilmeleriyle doğrudan ilişkilidir. Polimerizasyon sırasında monomer zincirleri birleşerek hacim kaybına yol açar ve bu da kavite duvarlarına gerilim aktarılmasına neden olur [4]. Özellikle yüksek C‑faktörlü kavitelerde, serbest yüzeylerin azlığı nedeniyle bu gerilimler malzeme içinde yeterince absorbe edilemez ve bağlantı yüzeylerinde stres birikimine yol açar.
Bu durum, literatürde polimerizasyon büzülme stresinin en önemli belirleyicilerinden biri olarak tanımlanan C‑faktör ile açıklanır [4]. Serbest yüzey alanı arttıkça materyalin deformasyon kabiliyeti de artar; böylece oluşan stresler daha kolay dengelenebilir. Ancak yüksek C‑faktörlü kavitelerde —özellikle kalın tabaka (bulk) uygulamalarında— bu dengeleme sınırlanır. Sonuç olarak cusp fleksiyonu, bağlanma başarısızlığı ve mikrosızıntı gibi klinik sorunlar ortaya çıkabilir [4].
Bu nedenle, yüksek C‑faktörlü restorasyonlarda stres yönetimi için inkremental yerleştirme tekniği (~2 mm) tercih edilmeli ve gerektiğinde akışkan kompozit ara katmanlar kullanılarak stresin emilimi desteklenmelidir [2].
Restorasyon Başarısına Etkisi
Yüksek C‑faktörlü restorasyonlarda serbest yüzeylerin azlığı nedeniyle polimerizasyon sırasında oluşan iç gerilimlerin dengelenmesi zorlaşır. Bu durum, restorasyonun kavite duvarlarından ayrılması, bağlantı kaybı ve klinik başarısızlık riskini artırır. Literatürde özellikle Sınıf I gibi yüksek C‑faktörlü kavitelerin, interfasiyal başarısızlık açısından daha hassas olduğu sıkça vurgulanmaktadır [5].
Buna karşın, van Dijken’ın 12 yıllık klinik çalışmasında, yüksek C‑faktöre rağmen uygun tekniklerle uygulanan restorasyonların uzun dönemli başarısının mümkün olduğu gösterilmiştir [5]. Bu, restorasyon başarısında tek başına C‑faktör değil, uygulama tekniğinin de belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır.
Klinik öneriler:
İnce katmanlı (≈2 mm) inkremental yerleştirme tekniği tercih edilmelidir.
Her katman ayrı ayrı polimerize edilmelidir [2].
Gerekli durumlarda akışkan kompozit ara tabakaları veya düşük stresli kompozit materyaller kullanılmalıdır.
Bu yöntemler, büzülme gerilmelerinin restorasyon kenarında birikmesini azaltarak, boşluk oluşumu, mikrosızıntı ve sekonder çürük riskini en aza indirir.
Kaynakça
Ghulman MA. Effect of Cavity Configuration (C Factor) on the Marginal Adaptation of Low-Shrinking Composite: A Comparative Ex Vivo Study. Int J Dent. 2011; doi:10.1155/2011/824843.
Ulukakay M, İnan H, Yamanel K, Arhun N. Kompozit Rezinler ve Polimerizasyon Büzülmesi. ADO Klinik Bilimler Dergisi. 2011;5(2):895-902.
Zhou Z, Guo D, Watts DC, Fischer NG, Fu J. Application and limitations of configuration factor (C-factor) in stress analysis of dental restorations. Dent Mater. 2023;39(12):1137–1149. doi:10.1016/j.dental.2023.10.014.
Ishikiriama SK, Valeretto TM, Franco EB, Mondelli RFL. The influence of “C‑factor” and light activation technique on polymerization contraction forces of resin composite. J Dent. 2013;41(1):95–102.
van Dijken JW. Durability of resin composite restorations in high C-factor cavities: a 12-year follow-up. J Dent. 2010;38(6):469–474. doi:10.1016/j.jdent.2010.02.007.








