Telkinlerin kişideki algılama, hafıza ve istemli hareketlerde meydana getirdiği değişiklikleri kapsayan sosyal bir etkileşim olan hipnoz, Yunanca uyku anlamına gelen ‘hypnos’ kelimesinden türetilmiştir1. Hasta, hipnoz sırasında bilincini tamamen yitirmez. Halk arasında hipnoza dair yanlış bilinen algılar, doğru bilinenlerden fazladır. Yanlış bilinen algılardan birkaçı2:
· Hipnoz bir uyku halidir.
· Kişi isteği dışında da hipnoz edilebilir.
· Bireyin normalde paylaşmayacağı çok gizli bilgilerine ulaşılabilir.
· Hipnotize edilen bir insan o durumda “takılıp kalabilir” yani hipnozdan çıkamayabilir.
Anksiyete ve Dental Anksiyete
Anksiyete kaynağını bilinçaltından alır. Korku, kaygı ve huzursuzluk hislerinin yoğun olarak yaşanıldığı bir tepki durumudur. Diş hekimlerinin sıklıkla karşılaştığı anksiyete türü dental anksiyetedir. Dental anksiyete diş tedavisine duyulan kaygı ve kuruntular nedeniyle gelişen, tam olarak ifade edilemeyen yoğun bir huzursuzluk, panik derecesine ulaşan endişe ve korku ile psikolojik ve nörovejetatif belirtilerle karakterize bir sendrom olarak tanımlanmaktadır2. Diş hekimleri iletişim teknikleri ile hastayı telkin etmenin yetersiz kaldığı, yoğun anksiyeteye sahip hastalarda tedavi sürecini kolaylaştırmak adına hipnoza başvurabilmektedir. Kişi hipnoz seansına başlamadan önce mutlaka bilgilendirilmeli ve hipnozla ilgili korku ve yanlış inanışları yok edilmelidir3.
Hipnoterapinin Kullanım Alanları
Hipnoz tıp ve diş hekimliğinde yaygın olmamakla birlikte çeşitli kullanım alanları mevcuttur. Hipnoterapi tıpta doğum sırasında, obezite tedavisinde, yeme bozukluklarının giderilmesinde ve kronik ağrı tedavisinde, bağımlılık tedavisinde kullanılmıştır3. Hipnozun tarihinde, kullanım amaçlarında anestezik etki sağlama vardır. Günümüzde ise farmakolojik anesteziklere yardımcı olarak kullanılmaktadır. Hipnozun diş hekimliğinde çeşitli kullanımları mevcuttur. Bunlar dental anksiyete ve korkunun kontrol altına alınması, öğürme refleksini baskılamak, çene ve iskelet sistemini etkileyen yanlış alışkanlıkların kırılması, dental tedaviye alışma süreci ve çekim, implant gibi sancılı süreçlerin hasta için kolaylaştırılması olarak özetlenebilir. Hipnoz ile diş çekimi sırasında anksiyete kontrol altına alınabilir, kanama kontrolü ve ağrının azaltılmasına destekte bulunulabilir. Öğürme refleksi tedavi süresince hasta ve hekim için sancılı bir süreç yaratabilmektedir. Hipnoz ile öğürme refleksi azaltılabilir. Parmak emme alışkanlığı çocuklarda küçük yaşlarda sıklıkla görülen bir durumdur. Genellikle bu alışkanlık altı yaşına kadar kendiliğinden bırakılır. Parmak emme alışkanlığı uzun süre devam ettiği durumlarda ortodontik problemler görülmektedir3. Hipnoterapi ile parmak emme ve yanlış yutkunma alışkanlıkları kırılabilir, azaltılabilir. Dental tedaviye alışmak bazı hastalar için zorlayıcı olabilir. Hastaların düzenli kullanım gerektiren ortodontik apareylere ve protezlere uyum sağlamasında hipnoterapi kullanılabilir. Bruksizm hastalarında medikal ve dental nedenler ortadan kaldırıldıktan sonra hipnoz transında verilecek uygun telkinlerle diş sıkması gerçekleşeceği zaman otomatik olarak çenenin gevşeyeceği tarzında bir yönlendirme yapılabileceği bildirilmiştir3.
REFERANSLAR
1: Ceyhan, D., & Yiğit, T. T. (2013). Tıbbi tedavilerde hipnoz uygulamalarının kullanımı ve etkinliği. ADO Klinik Bilimler Dergisi, 7(2), 1507-1516.
2: Sezen, İ., Işık, B. K., & Menziletoğlu, D. (2019). HİPNOZUN DİŞ HEKİMLİĞİNDE KULLANIMI: BİR DERLEME. Necmettin Erbakan Üniversitesi Diş Hekimliği Dergisi, 1(1), 34-41.
3: Gümüş, H., & Doğan, S. (2017). Diş hekimliğinde hipnoz. Sağlık Bilimleri Dergisi, 26(3), 270-274.









